Köşe yazarları

Ölümden sonra hayat var mı?


Yine yedi kişi öldü. Hangisinden bahsediyor acaba diye düşündünüz. Dört tarafımız ölümlerle çevrili topraklar burası. Çok zenginiz ölmek konusunda. Cennet gibi bir vatan derken kast ediyorlar galiba. Sadece öte dünya göndermesi açısından tabii ki. Baksanıza hayat dediğimiz şey ölümler ile tesadüfler arasında dolaşmaya döndü…

Bu yazıda, ölümlerden ölüm beğenip ‘Mevsimlik işçi kazasından!’ söz etmek istiyorum. Bazen olağanüstü hallerde özeleştiri ertelenebilir belki ama olağan üstü hal, yine genellikle olduğu gibi olağanlaştığı için erteleyebilecek bir başka zaman görünmüyor ufukta. Ayrıca Selahattin Demirtaş’ın bu özeleştiriyi vurgulaması da bu tartışma için gündemde bir yer açıyor önümüze.
Bu yazıda sadece sorularla devam edelim; Bir sürü yerde 20 yılı aşan bir süre içinde yerel yönetimler, üretimde iktidar hegemonyasını kırmak için ne yapmıştır? Bir zamanlar sayısı yüzü aşan yerel yönetimler, ancak şirketler aracılığı ile taşeron işçi almak dışında, kime iş sağlamıştır? Yerel yönetimlerin muktedir olduğu günlerde, bunları ve daha birçok şeyi zaten yazdığım için ve küçüklü, büyüklü birçok şeyi pratiğe geçirmeye çalıştığımız için bu kötü günlerde de gönül rahatlığı ile tekrarlayabilirim ki, üretimsizleştirilen ve tarım tekellerinin tekçi ve tekelci üretim sistemine terk edilen bölgede, yerel yönetimler başka bir üretimi örgütlemek, ürünlerin işlenmesi için üretim atölyeleri kurmak, küçük üreticinin ve ‘birlikte’ üretim yapanları, ‘tüketici’ olmaktan çıkartılan halka, doğrudan ulaştırabilmek için ne yapmıştır? Hayatı ihtiyaçlar üzerinden örgütlemek dışında başka bir yol var mıdır?

KHK ile işi kaybettirilenlerle birlikte sadece onların değil, onların günlük harcamaları ile dönebilen ekonominin, küçük esnafın da yıkımının farkında mısınız? Bu işten çıkarmalar, başka bir üretim örgütlemede ne kadar beceriksiz olduğumuzu ortaya çıkarmadı mı? Okulların bize öğrettiği makul yaşantılarımız, onların resmi kağıtlarıyla elimize tutuşturulmuş ayrıcalıklarımız, yine bir kaprisle, onlar tarafından geri alındığında, ne kadar marifetsiz olduğumuz gerçeğini ne zaman kabul edeceğiz?
Bu mevsimlik işçi kazaları tesadüf olabilir mi? Bundan sonra ki kazalarda, KHK ile işten çıkarılmış olanların da içinde olacağını tahmin etmek çok mu zor?

Ve eğer biz, bu trajedinin aktörleri, seyretmeye devam edersek, bundan dert yanmaya hakkımız var mı?
İnsanın temel sorularından biri ölümden sonra hayat var mı meselesinden çoktan vaz geçtim peki ölümden önce hayat var mı ?