Köşe yazarları

Zamanın ruhu özgür yaşamdır


İnsanı diğer canlı türlerinden ayıran temel özellik çeşitli şekilde tanımlamaktadır düşünürler. Kimileri konuşan, kimileri düşünen, kimileri alet kullana diye tanımlarlar. Daha değişik tanımlamalar da getirilerek liste uzatılabilir.

İnsan toplumsal bir varlıktır diye tanımlanırsa yukarıda yapılan tanımlamaların tümünü kapsar ve bütünlüklü, anlaşılabilir bir sonuca ulaşılmış olur. Zira parça parça yapılacak tanımlar konuyu hem eksik bırakır, anlaşılmasını güçleştirir hem de toplumsal bütünlük bozulmuş olur.

İnsana toplumsal varlık denildiğinde onun bütün özellikleri vurgulanmış olur. Toplumsal varlık denen varlık düşünen, konuşan, alet kullanan yani üretim yapan ve paylaşan, toplumsal meşru öz savunmayı yapabilen ya da kendini örgütleyip yöneten tür demektir. Yani toplumsal varlık insani yetilerin somutluk kazandığı varlık demektir.

İnsanı farklı kılan bu güzel ve görkemli özellikler bir bilinmez kudret tarafında bahşedilmemiştir. Tarih denilen çok uzun bir zaman içinde insanın toplumsallaşarak ortak maddi ve manevi değerlerin üretimi ve onları birikimi sonucu vücut bulmuştur. Yani insan emeğinin yoğunlaşmış ve değer üretimi, onları günümüze, yani bize taşırılmış sonuçlarıdır. O yüzden her insanı, tarihin emek yoğunluğunun ve değerler birikiminin eseri olduğu tartışma götürmez hakikat olmaktadır.

Asıl önemsenmesi gereken: İnsanın toplumsal varlık olarak son tahlilde kültürel kimlik oluşu ve kültürel değerlerin toplumsal emek sonucu anlamlanmasıdır. Yine onların evrensel karakterleri itibarıyla tüm insanı değerlerin temsilidir. İnsana ait en küçük olgunun bile ortaya çıkarılması asırlarca uğraş sonucu şekillendirilmiş ve topluma mal edilmesi sonucu gerçekleşmiştir. Hal böyle olunca her hangi bir dildeki tek bir kelimenin yitime uğratılması bile insan hakikatine yapılan bir saldırı olmaktadır. İnsanlık suçu denen suçlarda bunun sonucu ortaya çıkmaktadır.

Son iki yüz yıldır bölgemize dayatılan ulus-devlet modelinin sonucu onlarca halkın toplumsal varlığı sonlandırılmaya çalışıldı. Asimilasyon yolu ile beyaz katliam uygulandı ve egemen ulus yapısı içinde eritilmek istendi. Onlardan bazıları tümden yok edildi. Bunların tümü insanlık suçudur. Ortadoğu’da çok büyük insanlık suçu işlendi ve işlenmeye de devam edilmektedir.

Peki neden? Nedenler gayet açıktır. Tekli esaslara dayanan ulus-devlet yapıları ile sömürü ve soygunu meşrulaştırma yolunun açılması içindir.

Bu halkların başında da Kürt halkı gelmektedir. Tarihin en kadim halklarından biri olan Kürtler, ülkeleri dört parçaya bölündü; Arap, Türk ve Pers yapıları içinde zaman zaman fiziksel şiddet yolu ile büyük oranda da özümsenme yolu ile toplumsal varlığı yok edilmek istendi.

Kürtler toplumsal yok oluşa sessiz kalmadılar, direndiler. Ancak özellikler iç parçalanmışlıkları özgür yaşamayı güvenceye alan şartlara sahip değillerdi. Neolitik değerleri baskın yaşayan Kürtlere geri, ilkel ve mağara insanı etiketi ile etiketlendirilerek barbar diye lanse edildiler. Aşağılanıp kendi kendilerinden utanılır hale getirildiler. Bundan da hayli başarılı oldu sömürgeciler.

O insaniliğin en kadim değerleri olan Neolitik değerler barbarlık diye gösterildi ve teşhir edildiler, hala da edilmeye çalışılıyor. Asilime edilerek Kürtler medenileştirmek istendiği iddia edile gelindi.

Gelinen aşamada Kürtler özgürlükleri için büyük bedeller ödedi ve ödemeyi de sürdürmektedirler. Ancak sömürgeciler Kürt özgürlüğünden o kadar çok korkmaktadırlar ki, en küçük kazanımlarını bile kendi varlık gerekçeleri saymaktadırlar ve ortadan kaldırmak için her yolu denemektedirler.

Türk devleti Rojava’da Kürtlerin bir statüye ulaşmaları olasılığını yok etmek için yaptıkları çarpıcı örneği oluşturmaktadır.

Ancak Kürtlerin yok edilmeye çalışılan tarihsel hafızaları yeniden hem de güncelin sentezlenmesi ile tarihi doğuşları gerçekleştirmişlerdirler. Sadece kendilerini değil, halkların özgür yaşamak için asıl engeli oluşturan ulus-devlet modelini aşarak demokratik ulus modeli ile özgürlüğün temsilini yapmaktadırlar. Zamanın ruhu özgür yaşam ruhudur. Yaşam böyle şekillenecektir ve geriye düşme olmayacaktır.