Köşe yazarları

Aynaya kızmayalım


ABD’de bir süredir ırkçılar ile ırkçı karşıtları arasında çatışmalar yaşanıyor. Virginia’da başlayan gösteriler, başka şehirlere ve eyaletlere de sıçradı. Sadece ABD’de değil tabi. Avrupa’da da yükselen milliyetçilik ve ırkçılık giderek yükseliyor. Seçimlerde ırkçı partilerin oyu artıyor, yabancılara karşı tahammülsüzlükler devam ediyor.

Böyle durumlarda cengaver medyamız hemen kolları sıvayıp işte görün ırkçıların durumunu diye haberler yapıyor, programlar düzenliyor. Bunda bir beis yok tabi düzenleyecek ama bunu yaparken Türkiye’nin ne kadar demokratik, insan haklarına saygılı bir ülke olduğuna gönderme yapmayı da ihmal etmiyor. Oysa bilcümle yandaş ve anaakım medyada olduğu gibi halk arasında da ırkçılık, anti-semitizm artık anaakım haline geldi.
***
Şunu baştan ifade etmekte yarar var ki; milletimiz, ırkımız, rengimiz, dinimiz ne olursa olsun hangi dili konuşursak konuşalım, hangi ülkede yaşıyorsak yaşayalım ırkçılık hepimizin sorunu. Hangi ırktan olursak olalım, kendi ırkına tapınma ve kendi ırkının dışındakileri kendinden aşağıda görmek bir şekilde beraberinde ırkçılığı getirecektir. Ve bu durumu yaratan hangi ırkın mensubu olursa olsun ve biz kim olursak olalım, lanenetlenecek bir olgudur.

Irkçılık; insanları ırk, kavim, milliyet, kabile, renk ve dil gibi varoluş özelliklerine haksız muamelelere tabi tutmak, hayatın doğasından, gelen özelliklerini ve bu özelliklerden kaynaklanan temel haklarını inkâr etmek veya kısmen ya da tamamen gasp etmek demektir.

Bu tanım ışığında ele alındığında Türkiye’nin sicili bir hayli kabarık. Hele de gelinen süreçte hemen her gün değişik mecralarda ve şekillerde kendini gösteren bu illet tehlikeli boyutlara varmış konumda.Durup dururken bu noktaya gelinmedi elbet. Halka yıllarca bu zehir zerkedildi. Devlet eliyle ötekileştirilip dışlandı, yok sayıldı. Siyasi partiler iktidarı ve muhalefetiyle milliyetçilik adı altında ırkçılık konusunda yarış içinde oldular hep. Basın-yayın alanında da ırkçı söylem hiç eksik olmadı ve bütün bunlar, yaşanan bu süreçte daha ileri boyutlara ulaştı.
***
Türkiye, insan haklarıyla ilgili uluslararası kimi sözleşmeleri kabul ettiği halde özellikle de ayrımcılıkla ilgili maddelerde çekince kullanmıştır.En yetkili ağızlardan “Bizde ırkçılık olmaz. Bizde soykırım olmaz. Bizde farklı dinlere inançlara tahammülsüzlük olmaz” deniyor. ‘Keşke olmasa’ demekle olmuyor ne yazık ki.Bir süre önce ceza kanununda olumlu bir değişiklik olarak 216. madde, ırkçı veya başka biçimde ortaya çıkabilecek ifade ve hareketleri yasakladığı halde bu konuda yaptırım uygulamak konusunda çok istekli davranılmadığı için caydırıcı bir işlevi de olmamaktadır.

Aynaya kızmayalım. O bize neysek o olduğumuzu gösteriyor. ‘Buyrun’ diyor, ‘Haliniz ahvaliniz bu.’Ortak bir gelecek istiyor ve buna inanıyorsak bu hepimizin sorunudur. Yanlışları görmek, gerçeklerle yüzleşmek gerekir. Aynaya kızmakla olmuyor. ABD ile başladık yine ABD’li ırkçı karşıtı Martin Luther King’in iç açıcı sözleriyle bitirelim: “Umut edelim ki ırkçı önyargının kara bulutları üzerimizden kayıp gitsin ve aynı yolda kısa bir gelecekte, sevgi ve kardeşliğin yıldızları milletimizin üstünde ışıldayan güzelliğiyle parlasın.”