Köşe yazarları

Yonca bekleyen eşek miyiz yoksa yonca eken halk mı?


Cumhurbaşkanlığı, milletvekilliği ve belediye seçimlerine iki yıl var.
Son bir yıl içinde ne oldu?
Yarım yamalak “parlamenter rejim” yıkıldı. Yerine “tek şef” rejimi kuruldu.
Şimdi ilkokul aritmetiği ile bir “doğru orantı” kurun: Bir yılda faşizm geldiyse, iki yılda ne gelir? Çarpıp böldünüz değil mi? Sonuç, “muhalefetsiz, parlamentosuz, bir dinci-faşist, oligarşik tek adam diktatörlüğü”. Hukuk yok. Polis ve istihbarat devleti var. İki yıl sonra krizi aşmak ve diktatörlüğün ömrünü uzatmak için tek çare savaş: Diyelim ki İran’la. Saddam öyle yapmıştı. Bu da yapar. Sonra, İran “şii” ve dikta rejimi de “sünni” olunca, ülkede mezhep savaşı çıkar; Saddam Irak’ında şimdi böyle olmadı mı? Başka? Kuzey’de savaş derinleşir, Batıya sıçrar… Al sana bir de etnik iç savaş. Ekonomi çöker.
Diktatörlük yıkılır mı?
Yıkılmaz. Hiçbir diktatörlük kendi kendine yıkılmaz.
Eğer bugün önlenmezse, bir yıl içinde parlamenter rejimden faşizme sürüklenen Türkiye, işte bu şekilde bir kaosa yuvarlanır.
Bu durumda nalları dikmek üzere olan eşeğe” “dayan seçim olacak” demek, klasik bir Nasreddin Hoca fıkrasıdır.
Fıkradır, ama güldürmez.
Yani iki yıl sonra “seçim meçim olmaz.”
Şu sıralar, CHP Genelbaşkanı Kılıçdaroğlu, dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş bir durumla karşı karşıya. Devletin başı, onu “casuslukla” suçladı ve “tutuklanacağını” ilan etti.
Kemal bey ne dedi? Okuyalım:
“Gördüğüm kadarıyla her parti bir aday çıkaracak, öyle anlaşılıyor. Büyük olasılıkla ikinci tura kalacak. İkinci turda da adaylar beklentiler, demokratik parlamenter sisteme dönüş, herkesin üzerinde uzlaşılabileceği bir anayasa ve buna benzer taleplerle çıkılacak ortaya. Referandumda olduğu gibi farklı bir yapı ortaya çıkacak. “
Bizi “hırası çıkmış, yonca bekleyen eşek” yerine koyuyor.
Hakkını yemeyelim. Kılıçdaroğlu, aslında neyin ne olduğunu biliyor. Şöyle diyor:
“Bugün başkanlık seçimi olsa Erdoğan kaybedeceğini gayet net biliyor. 2019’a giderken her türlü hukuk dışı yolu deneyecek. Rakip gördüğü herkese, salt benim, salt Meral Hanım açısından değil… Kimi önünde engel olarak görüyorsa, onun bir şekliyle tasfiyesini isteyecektir,”
Çok doğru. Laf güzel ama eylem nerede?
Durum şöyle:
Kürt siyasi hareketi üstüne düşen görevi, çok ağır bedeller ödeme pahasına Kürtlerin çoğunlukta olduğu illerde yürütmekle kalmıyor, AKP’nin ortağı DAİŞ’e karşı tüm Ortadoğu’da zaferden zafere koşuyor. Bu mücadele her ne kadar Saray rejimini sarsıyorsa da, onu dünya çapında izole ediyorsa da, onun krizini derinleştiriyorsa da, Kürt siyasi hareketi “Ankara’da” değil. Onun yasal mücadele veren temsilcileri hapiste. Ankara’da olan asıl güç, CHP.
CHP ayağa kalkmadıkça bu rejim Fırat’ın Batısına dayanarak ayakta kalacaktır.
Şöyle bir durumdur bu: Rejim Kürt halkını “işgal hukuku” altına alabilmek için, Batıyı OHAL-faşist hukuku altına aldı; Batı rejim tarafından uygulanan Kürt siyasetine destek vermenin bedelini özgürlüklerini kaybederek ödüyor. Ve Kürtler de, Batının şu anda OHAL rejimine karşı sessiz kalmasının bedelini hak etmediği halde ödüyor.
Çözüm çok açık: CHP köklü bir siyaset değişimi yapmak zorunda.
İki yıl sonra yapılacağını düşündüğü seçimlerle ilgili uydurma hesapları bir yana bırakmalı. Bugün ne yapılacağını düşünmeli. Çünkü iki yıl sonra, rejimin “iki partisinden” biri olmayı hayal etmek, bırakalım Kürtleri, Türk halkına ihanet etmek olacak.
Soruyorlar; “seçimde HDP’yle de işbirliği yapacak mısın?”
HDP’nin adını anmasa da, “yapacağını” söylüyor.
Aman ne iyi..
Sen iki yıl sonra seçimlerde HDP’yle “ittifakı” filan boşver. Bugün HDP’yle birlikte ne yapacağını söyle.
Ben kişisel olarak öneriyorum: CHP, HDP’yle birlikte, bu mecliste rejime meşruiyet kazandırmaktan başka hiç bir işe yarayamayan varlıklarını tartışmaya açmalı. Halka iki yıl sonra seçim olmayacağı gerçeğini söylemeli ve sormalı: TBMM’de mostralık olarak kalmaya devam mı edelim, yoksa sine-i millete mi dönelim.
Haydi gayret: Siz TBMM zindanından firar edip, Batının her sokağında her gün “sivil itaatsizlik” yapın, Kürt de size her gün “serhildanla” yardım etsin.
Ne olur?
Şey olur!…