Köşe yazarları

Reis sistem içinde işe yaramaz ama sistem dışında işe yarar!..


Bu defa işe yaramaz.

İşe yaramayan nedir? Havuz Medyası’nın “yalanları”. Bu yazının konusu işte bu “işe yaramazlık” meselesidir.

Erdoğan ABD’ye gitti. Trump’la yaptığı görüşme yalnız basit bir “fiyasko” olmadı. Aynı zamanda Erdoğan ve çevresinin ABD açısından Suriye’de artık herhangi bir “önem” taşımadığının da göstergesi oldu.

Küresel sermaye dünyası bir “sistemdir”. Türk devleti ve Türk kapitalizmi de bu “sistemin organik parçasıdır. Bu parçalardan birisi sistemin çalışmasını bozmaya başlarsa, sistem önce “tedaviye” başlar, “tedavi” olmuyorsa, o “parça” sistemden dışlanır.

Şu anda Erdoğan rejimi uzunca bir süreden beri Küresel sermaye sisteminin “kör bağırsağı” “mesabesindedir.” İşe yaramamaktadır. Ve şimdi yapılan muayeneler sonucunda bu “kör bağırsağın” apse yaptığına dair işaretler çoğalmıştır. Yani sistemin “apandisiti” iltihaplanmış gibidir. Sistem “ameliyat” gerekli mi, değil mi diye düşünmektedir. Aslında bir “ameliyat” deneyi 15 Temmuz “kontrollü darbesiyle” yapılmıştır. Ama “hasta organ” alınamamıştır.

Alınacak mıdır?

İşte şimdi, Erdoğan’ın ABD ziyaretindeki “yirmi dakikalık” görüşmeden sonra, herkesin aklına gelen soru budur. Dün de yazdığım gibi, Fehmi Koru, 1959 Ekim’inde Menderes’in ABD gezisindeki “yirmi dakikalık” benzeyişten, bu nedenle “endişeye” kapılmıştır.

Ben size bir şey diyeyim: Endişeye kapılan yalnız Fehmi Koru değil. Şu anda bürokrasinin zirvesi artık “iyice endişelidir.” Sermayenin oligarşik tepesi de öyle. AKP’nin ve Saray’ın yakın çevresinde de durumun farklı olduğunu sanmıyorum.

Endişe şu sorudan dolayı: İçinde olduğumuz ve dışına düştüğümüzde yaşayamayacağımız sistem acaba bizim “siyasi iktidarımızı” dışlayacak mı?

İşte havuz medyası bu “endişenin” yaratacağı istikrarsızlığı önleyebilmek için bir yalan kampanyası yürütüyor.

Ben de buna “bu defa işe yaramaz” diyorum.

Çünkü ne bürokrasinin zirvesi, ne sermayenin oligarşik tepesi ve ne de AKP ve Saray’ın yakın çevresi, ne olup bittiğini, sistemin bu iktidarı dışlayıp dışlamayacağını, ortaya ne gibi işaretlerin çıkmakta olduğunu falan, havuz medyasının geri zekalı medyatörlerinin yazı ve haberlerinden öğrenmiyor. Bu sayılanlar “sistemin organik parçaları”. Sistemin iç işleyişini biliyorlar. Başlarına gelecek olanın da farkındalar.

Elbette “yalanlar”, Erdoğan’ın ABD’de “zafer” kazandığına dair “algı operasyonları” AKP tabanını “yatıştırma” işine yaramaktadır. Bu da önemlidir. Çünkü şimdilik Erdoğan rejimine “küresel sistemin” bir operasyon yapamıyor oluşunun biricik nedeni, Erdoğan’ın karşısında ciddi bir “sistem içi” alternatifin ortaya çıkmamış olmasıdır.

Rejim, AKP içinden bir alternatifin çıkmasını “FETÖ şantajı” ve “tehditlerle” önlüyor, medyanın rakipsiz hale getirilmesiyle de, AKP kitleleri “yalanlarla” konsolide ediliyor.

Bu nedenle “küresel sistem” apandisit sancıları çektiği halde operasyon yapamıyor. Erdoğan’ın ayakta kalışının “sırrı” bu.

Ancak…

Almanya’ya dikkat… İncirlik’ten askerlerini çekme yönündeki adımları, Almanya’nın “karar” verdiğinin en ciddi işareti.

Eğer yanılmıyorsam, Türkiye önce Avrupa’nın “dışına” çıkarılacak, ardından da, NATO’nun “şekli üyesi” haline dönüştürülecek. Belki öyle işler olacak ki, Türkiye NATO üyeliğini kendisi “askıya” alacak. Örneğin Yunan cuntası öyle yapmıştı.

Ondan sonrası kolay: Rejim bir anda “küresel sistem dışı” bir rejime dönüşecek. Yani apandist ameliyatı “farklı” yöntemle yapılmış olacak. Türkiye içeride “kendi haline” bırakılacak. Vursun, kırsın, kimse aldırmayacak. Saddam’dan “insan hakları” mı talep edilmişti? Öyle olacak.
Saddam’a benzetildikten sonra Erdoğan,ta işin sonuna kadar, örneğin İran’a karşı, “kullanışlı bir alet” haline gelecek, İran sorunu çözüldükten ve İsrail’in güvenliği sağlandıktan sonra ise, sen sağ ben selamet…

Uzun sözün kısası, Türkiye Suriye defterini kapatmak zorunda kalacak.

Acaba İran defterini açacak mı?

Bana açacak gibi değil de, açmak zorunda kalacak gibi geliyor ve bu da Fehmi Koru gibi beni “endişelendiriyor.”

Sonu kötü olacak…