Hak İhlalleri

İmralı tecridi hukukun da ötesinde


PKK Lideri Öcalan’ın tutulduğu İmralı’da devreye konulan ‘Öcalan yasaları ve uygulamaları’nı değerlendiren avukat Cengiz Çiçek, bunun ‘Öcalan’a özgü hukuk ve yasa dışı ‘zamana yayarak azar azar öldürme’ politikasına dayalı işkence rejimi’ olduğunu söyledi

4_tecrit18 yıldır ağır tecrit koşulları altında tutulan PKK lideri Abdullah Öcalan’dan 11 Eylül 2016’dan beri haber alınamıyor. Öcalan’ın avukatlarından Cengiz Çiçek, İmralı’da devreye konulan “Öcalan yasaları ve uygulamalarını”, “hücre cezalarını” ve “kötü muameleleri” değerlendirdi. Öcalan Yasaları’nın özünde Öcalan’a uygulanan tecridi kapsadığını belirten Çiçek, “Hukuk camiasında da şartla tahliye ve umut etme hakkını içermeyen ‘ölünceye kadar’ tecrit ve ağırlaştırılmış cezaevi koşullarında tutma rejimi, ‘ölüm koridoruna alma’ ve ‘geciktirilmiş idam’ olarak tanımlanmıştır” dedi.

Siyasal intikam alınıyor

AİHM’nin bu konuda bir kararı olduğunu belirten Çiçek, “Yetkililerin dile getirdikleri siyasal intikam anlayışını ele veren şartlı tahliye ve umut etme hakkı vermeyen bu düzenlemenin, Öcalan başvurusuna ilişkin 18 Mart 2014 tarihli AİHM kararıyla ‘ölünceye kadar’ düzenlemesinin AİHS 3. maddesini ihlal eden bir işkence uygulaması olacağına hükmedilecekti. Ancak Türkiye bu tavsiyeleri de yerine getirmeyecekti” dedi.

Avukatlara soruşturma

Öcalan’ın birçok hakkının elinden alındığını belirten Çiçek, “Öcalan’ın önceki infaz statüsünde avukatlarıyla 3’üncü kişinin duyamayacağı şekilde görüşme hakkı vardı. Ancak bir memurun dinlemesi ve konuşulanları kayıt alması uygulamasına geçilmiştir. Avukatları hakkında da soruşturmalar açılmış” dedi. Yasada “kayıt altına alma” yetkisinin olmamasına rağmen bunun uygulandığını belirten Çiçek, “Dinlemenin de istisna hali olması gerekirken, sistematik olarak Öcalan’ın tüm avukat görüşmelerine uygulanarak kural haline getirilmiştir” dedi.

Tokalaşmaya dahi izin yok

Görüşmelerde yönetmeliğin ötesine geçilerek avukatların çıplak aramadan geçirildiğin belirten Çiçek, itirazların da sonuçsuz kaldığını vurgulayarak, “Öcalan sürekli kamera ve çıplak gözle izlenmekte, ailesiyle açık görüş yapamamış, avukatlarıyla yaptığı görüşmelerde ise tokalaşmaya dahi izin verilmemiştir” dedi.

Öldürme politikası

“Öcalan’ın düşünce açıklamaları nedeniyle hücre cezası baskısı altına alınması ve kötü muamelelere de maruz bırakılmasıyla birlikte, ‘Zamana yayılı azar azar öldürme’ politikasına daha da hız kazandırılmıştır” diyen Çiçek, “Tek kişilik ada hapishanesinin tek kişilik hücresinde tutulan Öcalan’a düşüncelerinden dolayı 13 kez ve toplamda 240 gün hücre içinde hücre cezası verilmiştir. Cezanın uygulama biçimi; Öcalan’ın aile görüşmesinin yasaklanması, elindeki radyo, kitap, gazete ve dergilerinin alınması, ‘beyaz işkence’ de denilen çıplak duvarlarla baş başa bırakılması biçiminde olmuştur” dedi. Çiçek verilen cezaların hiç bir sürecinde avukatların ortak edilmediğine vurgu yaparak, “Alınan hücre cezası kararları sadece Öcalan’a tebliğ edilmiş, avukatları sürecin dışında tutulmuştur. Öte yandan İnfaz Hâkimliği de Öcalan’ın gıyabında, duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bu hücre cezalarını onaylamıştır” dedi.

Yasin Kobulan/İstanbul-dihaber