Haber

HDP’li vekiller Beştaş ve Aydoğan tahliye edildi


HDP milletvekili Nursel Aydoğan ve Meral Danış Beştaş, tahliye edildi. Duruşmada konuşan Aydoğan, milletvekillerinin tutuklanma nedeninin HDP’nin 7 Haziran’daki seçim başarısı olduğunu söyledi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Nursel Aydoğan ve Meral Danış Beştaş’ın davaları Amed’de görüldü. Beştaş ve Aydoğan, tahliye edildi. Aydoğan, Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Silivri Cezaevi’nden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katılırken, avukatları duruşmada hazır bulundu. HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, HDP milletvekilleri Sibel Yiğitalp, Feleknas Uca, Ziya Pir, Mahmut Toğrul ve Sibel Yiğitalp, ile HDP il yöneticilerinin yanı sıra çok sayıda kişi izleyici olarak katıldı.

‘Anayasa ihlal edildi’

Duruşmada ilk olarak söz alan avukatı Abdulkadir Güleç, Aydoğan’ın yasama dokunulmazlığının hukuka aykırı bir şekilde kaldırıldığını, müvekkilinin halen milletvekili olduğunu ve yasama dokunulmazlığının devam ettiğini belirterek, yargılamanın durdurulması talebinde bulundu. Güleç ayrıca, dokunulmazlığı kaldırılan CHP, MHP ve AKP milletvekillerinin hiçbirinin tutuklanmadığını, sadece HDP’li milletvekillerinin tutuklandığını ifade ederek, bunun Anayasa’da ayrımcılık yasağının ihlali olduğunu vurguladı. Ancak mahkeme bu talebi reddetti.

‘Hukuksuzluk ile karşı karşıyayım’

Daha sonra konuşan Aydoğan, dokunulmazlıklarının kaldırılması, tutuklanmaları ve mahkeme yargılanmalarının nedeninin 7 Haziran’da ortaya çıkan seçim sonuçları olduğuna dikkat çekerek, bu seçimin sonucunda AKP’nin hükümeti kuracak çoğunluğa ulaşamadığını hatırlattı. Aydoğan, “Tutuklanmam nedeniyle seçmenlerimi ve halkı temsil etme gücüm elimden alınmıştır. Bir hukuksuzluk ile karşı karşıyayım. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) milletvekillerinin tutuklu yargılanmayacağına dair 2013 yılında karar vermiş. Bu karara rağmen 4 Kasım’da tutuklandım. AYM bu konuda yaptığım başvurunun henüz incelemeye alınmadığını biliyorum” diye kaydetti.

‘Operasyon Ankara’da planlandı’

Siyasi iktidarın yargı üzerinde baskısı olduğunu dile getiren Aydoğan, “4 Kasım’da 13 HDP’li milletvekilinin gözaltına alındığı operasyonu hukuk ile izah etmek zor. Bu operasyonda Ankara’da planlandı. Bazı hakim ve savcılar eliyle yapıldı. Gözaltına alınıp götürüldüğüm Şırnak’ta maruz kaldığım demokrasi ve insan hakları açısından kabul edilemez buluyorum. AYM ve mahkemelerin bu aşamada bizi (milletvekillerini) tutuksuz yargılayacağını düşünmüyorum. Mahkemelere gelmemizin nedeni yargıya değil siyasi iktidara olan tavrımızdır” dedi. Aydoğan, Amed’de hakkında açılan bir davanın 3 aylık kısa bir sürede sonuçlandırılarak kendisine 4 yıl 8 ay hapis cezası verildiğini belirtti.

‘Parti faaliyetleri yasadışı gösteriliyor’

Demokratik Toplum Kongresi’nin (DTK) yasadışı bir kurum olmadığını belirten Aydoğan, siyasi parti faaliyeti kapsamında yaptığı bütün çalışmaların “yasadışı” olarak gösterildiğini ifade ederek, “Bunu yapanlar çatışmaların çıkmasını, ölümlerin olmasını mı istiyor? Milletvekili olmayalım mı yani” diyerek suçlamalara tepki gösterdi. Mahkeme başkanın çatışmalarda yaşamını yitiren PKK’lilerin cenazelerine neden katıldığı şeklindeki sorusuna Aydoğan, “Cenazelere insani ve vicdani duygularla gittim ve katıldım. Bir görev olarak biliyorum. Beni seçen halkın yanında olmak dertlerini, acılarını ve sıkıntılarında yardımcı olmak zorundayım” cevabını verdi.

Kelepçe dayatması

Cezaevinde 3 ay boyunca tek kişilik hücrede tecrit koşullarında kaldığını dile getiren Aydoğan, yaşadığı ağır sağlık sorunları nedeniyle tedavi için hastaneye gitmek istediğini, ancak ellerinin kelepçelenmesini kabul etmediği için hastaneye götürülmediğini söyledi.

Tahliye kararı

Verilen duruşmanın ardından söz alan Avukat Abdulkadir Güleç, müvekkili Aydoğan hakkında fezleke hazırlayan, dinleme kararı veren 6 savcı ve hakimin “cemaat” soruşturması kapsamında HSYK tarafından ihraç edildiğini söyledi. İddianamede, yasal ve legal faaliyet yürüten siyasetçilerin “yasadışı örgüt üyesi” olarak gösterilmesinin hukuksuz ve temelsiz olduğunu kaydeden Güleç, Aydoğan’ın tahliyesini talep etti. Mahkeme heyeti, Aydoğan’ın tutuklu kaldığı süreyi göz önünde bulundurarak “adli kontrol” şartıyla tahliyesine karar verdi.

Dava hakkında

Aydoğan 4 Kasım 2016’da Amed’de gözaltına alınıp götürüldüğü Şirnex’te tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne konulmuştu. Aydoğan’ın tutuklandığı Şirnex’te avukatı olmadan ifade verdiği ortaya çıkmıştı. Aydoğan hakkında açılan dava yetkisizlik kararı verilerek Şirnex’ten Amed’e gönderilmişti. Aydoğan “örgüte üye olmak”, 14 defa “örgüt propagandası yapmak”, 2 defa “2911 Sayılı Kanuna Muhalefet”, 2 defa “Suç ve suçluyu övme”, “Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Etmek” ve “Halkı Kanunlara Uymamaya Tahrik Etmek” iddiaları ile suçlanmıştı. Aydoğan, 2007 ve 2016 yılları arasında siyasi parti faaliyetleri kapsamında Amed, Sêrt (Siirt), Êlih (Batman), Mêrdîn (Mardin), Riha (Urfa), Xarpêt (Elazığ) ve Şirnex illerinde katıldığı eylem ve etkinliklerde yaptığı konuşmalar ile Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ve Demokratik Özgür Kadın Hareketi’nde (DÖKH) yaptığı ileri sürülen çalışmalar nedeni ve 8 Mart’a katılması nedeniyle suçlanıyor. Aydoğan, 2011 yılında Amed’de katıldığı 5 ayrı basın açıklaması, yürüyüş ve cenaze töreni nedeniyle Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davada “Örgüt üyesi olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” iddiası ile 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezasına çarptırılmıştı. Bu ceza Antep Bölge Adliye Mahkemesi’nce (istinaf) onanmıştı.

aydoğan_beştaş_2

Beştaş’ın davası görüldü

HDP Merkez Yürütme Kurulu’nun (MYK) DAİŞ saldırısı altındaki Kobanê için 2014 yılında yaptığı çağrı ile ilgili yürütülen soruşturmada gerkçesiyle tutuklanan HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş hakkında 23 yıla kadar hapis istemiyle açılan davanın duruşması, Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Beştaş, duruşmaya Silivri Cezaevi’nden SEGBİS ile katılırken, çok sayıda avukat destek için duruşmada hazır bulundu. HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, HDP milletvekilleri Sibel Yiğitalp, Feleknaz Uca, Ziya Pir, Mahmut Toğrul, Sibel Yiğitalp, Leyla Birlik, HDP il yöneticileri, Amed Barosu Başkanı Ahmet Özmen’in, yanı sıra çok kişi de duruşmaya izleyici olarak katıldı.

‘382 fezleke hazırlandı’

Duruşmada konuşan Beştaş, siyasi iktidarın yaptığı merkezi bir planlamayla tutuklandıklarını belirterek, özgürlüğünden yoksun bırakıldığı 81 gününün 33 gününün ağır tecrit koşullarında geçirdiğini söyledi. HDP’ye yönelik siyasi bir operasyon yapılarak milletvekillerinin yasama sorumsuzluğu ve dokunulmazlığının hiçe sayıldığını ifade eden Beştaş, HDP ve onun siyasi geleneğinden seçilen milletvekilleri hakkında 2007-20015 yılları arasında toplam 182 fezleke hazırlandığını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasından sonra Aralık 2015 ile Mayıs 2016 yılları arasında HDP milletvekilleri hakkında 382 fezleke hazırlandığına dikkat çekti. Mecliste 40 AKP’li milletvekili başına 1 fezleke düşerken 1 HDP’li vekile ise 6 fezleke düştüğüne dikkat çeken Beştaş, “Açıkladığım bu verilerin dokunulmazlıkların kaldırılmasının nasıl siyasi bir arka planı olduğunu ve yargının nasıl araç sallaştırıldığını ortaya koyuyor. Dokunulmazlıklarının kaldırılmasının Türkiye ve Dünya siyasi tarihinde bir benzeri yok” dedi.

‘Kobanê halkının yanındayız’

HDP’ye yönelik toplu, planlı ve sistematik bir operasyon yapıldığını ifade eden Beştaş, bu gözaltı ve tutuklamalarla HDP’nin siyaset dışına itilmek istendiğine işaret etti. Beştaş, HDP’ye yönelik operasyonların Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde ciddi bir yargılama konusu olduğunu vurguladı. Beştaş, “Biz İngiltere’de 1215 yılında ilan edilen Magna Carta’nın 800 yıl gerisindeyiz. Türkiye bunu hak etmiyor” diye kaydetti. HDP MYK’sinin DAİŞ’in Kobanê’ye yaptığı saldırının ardından yaptığı çağrıya değinen Beştaş, HDP olarak baştan beri Kobanê halkının yanında olduklarını ve yaptıkları çağrının demokratik ve şiddet içermeyen bir çağrı olduğunu vurguladı. Kobanê olayları sırasında yaşamını yitirenlerin yüzde 90’nın HDP üyesi olduğunu ifade eden Beştaş, olay sırasında öldürülen Yasin Börü davası üzerinden algı operasyonu yaratılarak HDP’nin günah keçisi haline getirildiğine dikkat çekti. Olaylar sırasında Dîlok’ta (Antep) bir kadının evinin önünde linç edildiğini hatırlatan Beştaş, polisin olaylara müdahale etmediğini sadece izlediğini söyledi. Beştaş, “Bu olaylar ve yaşanan ölümler nedeniyle yargılanması gereken bizler değiliz. Bizim yargılanmamızla sorun çözülmez. Olaylarda yakınlarına kaybeden aileler adalet bekliyor” dedi. Beştaş’ın ardından HDP Amed Milletvekili İmam Taşçıer tanık olarak dinlendi.

Beştaş tahliye edildi

Taşçıer, Sûr’da katıldığı yürüyüş ve basın açıklamasında polisin kendilerini uyarmadığını ve müdahale etmediğini söyledi. Avukat Reyhan Yalçındağ ise Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) tutuklu milletvekili Mustafa Balbay kararının hatırlatarak, mahkemenin bu kararı dikkate alması durumunda Beştaş’ın hemen tahliye edileceğini söyledi. Kobanê olaylarında yaşamını yitiren sadece Yasin Börü için değil aynı olaylarda yaşamını yitiren 42 kişinin failleri içinde etkin bir soruşturma yürütülmesi gerektiğini ifade eden Yalçındağ, HDP’nin Kobanê olaylarının araştırılması için verdiği araştırma önergelerinin iktidar tarafından reddedildiğini hatırlattı. Yalçındağ, siyasi iktidarın bu olayları araştırmadığını sadece Yasin Börü davasını kendi siyasi çıkarları için kullandığını söyledi. Avukat Mesut Beştaş ise, HDP MYK üyelerine açılan soruşturmanın Ankara’da görülmesi gerektiğini belirterek, bu soruşturmanın Amed’de görülmesi ve milletvekillerinin tutuklanmasının hukuka aykırı olduğunu vurguladı. Beştaş müvekkilinin tahliyesini istedi. İddia makamı ise esas hakkındaki mütalaasında Beştaş’ın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi. Mütalaaya karşı söz alan Beştaş, “Burada tutuklu olmanın hiçbir yasal dayanağı yok. Tahliyemi talep ediyorum” dedi. Savunmaların ardında kısa bir ara veren mahkeme heyeti kararını açıkladı. Mahkeme heyeti,
Beştaş’ın “adli kontrol” ve “yurtdışı yasağı” konularak tahliyesine karar verdi. Dava Mayıs ayına ertelendi.

Tüm mücadelemiz özgürlükler için

Beştaş ve Aydoğan akşam saatlerinde tutuklu bulundukları Silivri Cezaevi’nden tahliye oldu. Burada kendisini bekleyenlerle kucaklaşan Aydoğan, kısa bir açıklama yaptı. Aydoğan, “Tabi ki bütün mücadelemiz insan hakları ve özgürlükleri için. Bu bağlamda özgür kalmak güzel bir şey ama cezaevinden çıkarken hiçbir zaman mutlu olmak mümkün değil. Çünkü siz dışarıya çıkarken geride birlikte mücadele yürütmüş olduğunuz arkadaşlarınızı bırakıyorsunuz. Bugün ben ve Meral tahliye olduk. Tabi ki geride Selma’yı (Irmak), Sebahat’i (Tuncel), Nihat’ı (Akdoğan), Ayhan Bilgen’i bıraktık. Onları orada bırakmanın üzüntüsünü yaşıyorum bütün halk gibi. Bizim gibi demokrasi, özgürlük mücadelesi yürütenler, insan hakları mücadelesi yürütenler açısından cezaevleri daima bir arka bahçedir. Biz haklı bir mücadele yürütmemize rağmen bu arka bahçeye bir gün geleceğimizi biliyorduk. Bile bile bu mücadeleyi sürdürdük. Tabi ki geliş biçimimiz. Bir siyasi operasyon sonucunda oldu. Bunu kabul etmek mümkün değil. Yoksa mücadele yürütenler bir gün mutlaka egemenler tarafından cezaevleri ile tanışıyor” diye konuştu.

‘Demokrasi mücadelesi verdik’

Cezaevi çıkışında konuşan Beştaş, “Cezaevindeydik ama aslında cezaevinde değildik. Çünkü dışarıdaki olayları an be an takip ediyorduk. Maalesef basın yayın üzerinde bir baskının olduğunu biliyorduk ama bunu içerde çok daha güçlü bir şekilde hissettik. Ama o eksikliği gelen ziyaretçilerle, mektup, faxlarla giderdik. Evet, biz dışardayız ama yüreğimiz içerde. Şu anda benim oda arkadaşım Selma Irmak, Hakkari Milletvekilimiz Nihat Akdoğan ile bugün duruşması görülen Sebahat Tuncel içerde. Sebahat, eş genel başkanlarımız, milletvekili arkadaşlarımız, belediye eşbaşkanlarımız cezaevinde. Milletvekillerinin yeri cezaevi değil, belediye eşbaşkanlarının yeri cezaevi değil. Demokratik siyaset yapan hakkı ve özgürlüğü savunan hiç kimsenin yeri değil. Ve biz neden cezaevine atıldığımızı gayet iyi biliyoruz. Mesajlarını aldık… Ama biz cezaevine girerken bu ülkede demokrasi mücadelesi verdik, hak ve özgürlük mücadelesi verdik, hukukun üstünlüğü mücadelesi verdik.

‘Cezaevlerinden Hayır çıktı’

Bugün aynı noktadayız ama onlar bunların hepsinde geri adım attılar. Türkiye bir referandum geçirdi ama bu referandumdan gerekli dersler çıkarıldı mı ileriki günlerde göreceğiz. Maalesef referandum sürecinde içerdeydik. İçerde oy kullandık. Ama cezaevinin yüzde 65’i ‘Hayır’ oyu kullandı. Bu da önemli bir mesela aslında. Türkiye’nin bundan sonra normalleşmeye ihtiyacı var. Barış mücadelesinin çok daha fazla hissedildiği dönemlerdeyiz. Demokratik çözümü yine kendini dayattığı bir dönemdeyiz. Ne içerde ne dışarda savaşla, şiddetle bu işin çözülmeyeceği, demokratik siyasetle çözüleceği. Hem Kürt meselesinin, Türkiye demokratikleşmesinin meselesinin çözüme olan inancımızı hala koruyoruz. Başta eş genel başkanlarımız Yüksekdağ ve Demirtaş başta olmak üzere diğer bütün belediye eşbaşkanlarımızın, milletvekili arkadaşlarımızın, siyasetçi arkadaşlarımızın serbest bırakılması gerekiyor. Bizim aramızda bir fark yok. Biz çıktık ama onlar içerde. Ve hepsinin derhal özgür bırakılması gerekiyor. Artık adliye koridorlarına ve cezaevlerine sıkışan, sıkıştırılan bir durumda olmak istemiyoruz. Çünkü biz nerede olursak olalım bu halk gecenin bu saatlerinde bu mücadeleyi yerde bırakmaz devam ettirir” dedi.

AMED