Dilemma

İnsan matematik değil edebiyattır ve bu daha başlangıçtır…


Mutluyum çünkü mücadele etmeyi seviyorum. Seviyorum çünkü mücadelenin varoluş olduğunu biliyorum. Varolmayı seviyorum yani. Varolmanın doğuştan gelen değil sonradan yaratılan bir şey olduğunu da biliyorum. Ki doğarken bile büyük bir mücadeleyle doğmuyor muyuz?

Evleri, barkları yıkılsa da mutlu bir halk biliyorum, çünkü direniyorlar. ‘Al sana ev, yeter ki evet de!’ dense de ‘Hayır’ diyorlar. Al sana ölüm, al sana yatırım dense de ‘Hayır’ diyorlar. Çünkü para binbir yolla, onursa tek bir yolla kazanılır, iyi biliyorlar…

Şimdi esaslı mesele, AKP ve MHP’den ziyade bu referandumun 7 Haziran gibi bir hezimet olduğunu bizzat bizim görmemiz. İki parti koalisyonuyla, devlet olanaklarıyla, şantajla ve tehditlerle girdikleri referandumda ancak bu kadar olabiliyorken, sen çırçıplak halinle ‘Hayır’ demişken, kim diyebilir ‘sen kaybettin!’ diye. Şimdi buradan yine 1 Kasım’ın çıkmasına olanak vermemeli. Ben Hayır’ın nasıl moralli olduğunu ve uzun yolculuklara çıkabilecek ruh halinde olduğunu görüyorum. Sen de gör. Yaşam asla geriye doğru gitmiyor tekerrür de etmiyor. İleriye doğru gidiyor ve 2019’da çarçabuk gelecek… AKP ve MHP ittifakı Türkiye’yi yıkıma götürürken, demokratların ülkeyi ileri götürmesinin, halklar eşitlikte beraber olunca ne olacağının imkanları da ortaya çıktı.

Yeter ki Kürtfobinizle hesaplaşın.
Yeter ki Işid’i kimin durdurduğunu bana değil, kendinize söyleyin.
Özerklik korkunuzla hesaplaşın?
Bu referandumla birlikte şimdi ‘sen’ demiyor musun; başka şehirlerin, başka egemen kültürlerin oylarıyla ‘’İstanbul yönetilir mi?’’ diye. Bak İstanbul ‘Hayır’ dedi. ‘Sen’ demiyor musun başka bölgelerin oylarıyla İzmir yönetilir mi? diye, Bak İzmir ‘Hayır’ dedi. Ankara ‘Hayır’ dedi. Şimdi sen de iyi biliyorsun; dayatmalar karşısında insanlar uzaklaşır diğerlerinden. Kendini yönetebildiği durumdaysa birbirine yakınlaşır.
Ne yani bu referandumla büyükşehirler uzaklaşmadı mı şimdi diğer şehirlerden?
Ne yani ‘bölücü’ denilen HDP Batı’yla, büyükşehirlerle birleşirken, kendine ‘birlikçi, tekçi’ diyen AKP ve MHP ise Türkiye’yi tam ortadan ikiye bölmedi mi?

Onlar, hep bir arabaya benzetiyorlardı memleketi. Hiç hoşlanmasam da bu benzetmeden, kendi söylemleri açısından soralım öyleyse; arabanın motoru olan büyükşehirler ‘Hayır’ derken nasıl yürüyeceksiniz şimdi!

Ve şimdi ‘sen’ demiyor musun; 50 senedir yurtdışında yaşayıp asla Türkiye’ye dönmek istemeyen, bunu aklından dahi geçirmeyenlerin oylarıyla Türkiye mi yönetilir? diye. ‘Sen’ demiyor musun; görece olsa da bizden daha özgür yaşayıp bize baskıyı hak görenlerle birlik olur mu? diye. Bak şimdi Türkiye’ye asla dönmeyecek olanlar çoğunlukla ‘Evet’ , Türkiye’de yaşamak isteyen büyükşehirlerse ‘Hayır’ diyor.

Birliğin eşitlikte ve özgürlükte olduğunu artık ‘sen’ de biliyorsun. Kürt halkının tüm yıkma, tehdite, ölüme rağmen ‘Hayır’ demesinin, ‘senin’ demenden çok daha zor olduğunu da iyi biliyorsun.

Anla artık…
Biraz dur ve idrak et.
Koşma, dur ve dinle…

Demirtaş ve onlarca vekil hapse atılırken seçime gidilmesine neden itiraz etmedin? demeyeceğim.
O halde, sıkıyönetimde seçime gidilir mi? dememene de bir şey demeyeceğim.
Dokunulmazlıkların kaldırılmasına, dolayısıyla binlerce HDP yöneticisinin hapse atılıp, ‘Hayır’ın zayıflatılmasına ses etmemene de bir şey demeyeceğim.
Tezkerelere el kaldırmalarına da demeyeceğim! AKP MHP ile ortak ruhta politika yapmana da demeyeceğim!
Benim değil, senin buna artık bir şey demen gerek çünkü.
Ama be kardeşim insanlar yine de şikayet etmeyip cezaevlerinde bile At çiziyorken, öykü yazıyorken, Demirtaş’ın olduğu sandıklardan 135’de 123 Hayır çıkartıyorken. Cezaevlerini bile Umutevlerine dönüştürenlere sen artık bir şey demeyecek misin?

Sağcı politikalar yaparak sadece sağcılaşacağını bil artık. Sol politikaları inanarak, bedelini ödeyerek yapman gerektiğini bil artık.
‘Senin’ değil ama meydanlarda insanların mutlulukla bir araya geldiği için bu kadar büyük bir ‘Hayır’ın çıktığını da bil.
2 sene var 2019’a. 2 sene idrak etmek için ancak yeter.
Özgürlüğü, eşitliği dayanışmayı ve korkularının nedenini idrak et…
2019’da öyle büyük bir ara açalım ki çarpıtamayacakları kadar büyük olsun. Tıpkı Kürt şehirlerinde şimdi çıkan oylar gibi.
Yeter ki sen evleri barkları yıkıldığı hade çadırlarda onurla sabırla ve dirençle yaşayanları bil.
Unutma insan matematik değildir. O yüzden kazandığını zannedenlerin yüzünden binbir parça düşerken, kaybettiği söylenenlerin yüzlerinde gülücükler açıyor.
İnsan matematik değil edebiyattır ve bu daha başlangıçtır…
Şimdi kaldır yüzünü ve yukarıya bak. Orada dayanışmayı ve onurlu eşitliği göreceksin…

Necdet S. Günce

kurtleriniradesi1