İzlenim

‘Hayır’ın coşkusu ‘Evet’in sessizliğini geçiyor


Referanduma 6 gün kala, tercihi ile sandığın rengini değiştirecek kentlerden olan İstanbul’un ikinci bölgesinde ‘Hayır’ coşkusu şimdiden sandığa yansımış gibi. İlçelerde ‘Evet’in görünürlüğü sadece pankartlardan ibaret kalırken, ‘Hayır’cıların kararlılığı şimdiden kente damgasını vuruyor

Reyhan Hacıoğlu

Referanduma sayılı günler kala, her seçimde olduğu gibi İstanbul’un nabzı referandumun da rengi olacak gibi. Milyonlarca insanın bir arada yaşadığı kentin her semti bünyesinde farklı bir kimliği barındırıyor ve tam da bu sebeple Türkiye’nin kalbi bu şehirde atıyor. Çılgın projelerle delik deşik edilen doğası bir yana Gezi Parkı eylemleriyle bir isyanın bayrağı olan kent tarihi dokusu, kıtaları birbirine bağlayan coğrafyasıyla yedi iklim dört bucaktan insanların uğrak noktası. İstanbul’un gündemi de tüm Türkiye ve Kürdistan gibi referandum. Politik kitlenin özellikle yüksek olduğu ikinci bölgede ise göze çarpan, “Hayır”ın coşkusunun “Evet” in sessizliğini geçmiş olması.

AKP standına kimsenin uğradığı yok

Referandumun nabzını tutmak için ilk durağım genel ve yerel seçimlerde AKP’ye yüksek oy veren Beyoğlu oluyor. Beyoğlu yaşanan ekonomik krizle çehresi en çok değişen ilçelerden olsa gerek. Esnafın bir bir kepenk kapattığı ilçe, şimdilerde Arap turistlerin dışında neredeyse kimsenin bulunmadığı bir semte dönüşmüş durumda. Referanduma bir haftadan az bir süre kala, yağmurlu bir günde giriyoruz Beyoğlu’na. Diğer partiler gibi stant açmak yerine büro açmayı tercih etmiş AKP Beyoğlu’nda ve kapısı olmayan büronun girişinde kriz manşetlerinden oluşan sergi göze çarpıyor. AKP öncesi iktidarlar döneminde yaşanan krizlerin o gün manşet olduğu gazetelerden bir sergi açılmış. Biraz bakıp ayrılıyorum, herkes de benim gibi düşünmüş olacak ki pek kimsenin uğradığı yok büroya.

‘Tek gerekçeleri Erdoğan sevgisi’

Biraz ilerleyince gencecik hukuk öğrencileri karşıladı beni. “Bana Anayasayı sor!” diyen önlükleriyle “evet-hayır” propagandası yapmadan 18 maddeyi anlatıyorlar. “Bizim derdimiz maddeleri anlatmak. Herkes tam anlayınca ne diyeceğini biliyor” demeden de edemiyorlar gülümseyerek. Yurttaşlar soruyor, farklı üniversitelerden öğrenciler anlatıyor tek tek. İstanbul Üniversitesi Hukuk 3. Sınıf öğrencisi Mert Batur’a en çok ne soruluyor diyorum. En çok yargı bağımsızlığı, partili Cumhurbaşkanı ve 18 yaş merak ediliyormuş. Ve ekliyor: “Evet’çilerin büyük çoğunluğu Erdoğan sevgisi ya da ‘Hollanda krizini de düşünerek güçlü bir Türkiye” için ‘Evet’ derken, “Hayır”cılar ise birçok gerekçe anlatıyor.” Çalışmalarda karşılaştıkları temel sorun ise yurttaşların “evetçi misin-hayırcı mısın” sorusunu sorduktan sonra dinlemeleriymiş.

‘Halkın gözünü boyuyorlar’

Biraz ileride güvenlikçi olduğunu söyleyen bir yurttaşla ile bir hukuk öğrencisinin sohbetine kulak kabartıyorum. Yurttaş krizden dertli ve başlıyor: “17-25 Aralık oldu, her şey göz göre göre oldu, bazıları yakalandı ama başlarındaki daha yakalanmadı. Halkın gözünü boyuyorlar, asıl suçlu olanlar, malum kişiler biliniyor ama kimse yargılanmadı.”

Beyoğlu ‘Hayır’ diyecek

HDK’nin standına son anda yetişsem de birilerini bulmayı başarıyorum. “Halayları kaçırdın” diyor Hekim abi. Soruyorum nasıl diye. “Cesaret veriyor halkın ilgisi” diyor. Ardından coşkulu bir müzik sesinin geldiği CHP standına gidiyorum. CHP Kadın kolları Başkanı Reyhan Meral karşılıyor ve ona da soruyorum “Nasıl gidiyor?” diye. “Evet diyenler genelde ‘reisi çok seviyorum’ diyor. İnanın sevgi dışında bir şey yok. Beyoğlu’nda ‘Hayır’ çıkacak çünkü herkes rejim değişikliğinin adımı olduğunu biliyor.”

‘Yabancılar Evet diyor’

Beyoğlu’nda ertesi gün ise HDP’nin çalışmalarına denk geliyorum. Oturup izliyorum, broşürlere el vurup “daha kapatmadılar mı bu partiyi” diyen de var. Hiçbir şey söylemeyip stanttan broşür alıp giden de. Müziklerle halay çeken çocukların coşkusu ise görülmeye değer. Halep’ten çocuklar, Zafer işareti yapıyorlar fotoğraflarının çekildiğini görünce. Gençlerin yoğun ilgisi var HDP’ye. Nasıl gidiyor diye soruyorum; HDP Beyoğlu İlçe Başkanı Gülsen Biter anlatıyor. İkinci gündelermiş ve önceki gün çalışmalara yeni katılan bir arkadaşları sabah evinden gözaltına alınmış. Devam ediyor Gülsen, “Tepkiler iyi. Özellikle yabancılar gelip soru soruyor, İranlılar, Azeriler, yani burada yaşayan öğrenciler. ‘Biz Evet diyeceğiz çünkü Erdoğan bizi buraya getirdi’ diyorlar. Biz de yasalara hayır diyoruz diye anlatıyoruz. Onlara Erdoğan’ı, bu referandumun genel seçim olmadığını anlatıyoruz” diyor ve ekliyor gülümseyerek: “Mutlaka kazanacağız.”

‘Yüzde 80 Hayır burası’

İkinci durağım genel ve yerel seçimlerde CHP’ye yüksek oy veren Beşiktaş oluyor. Beşiktaş’ta da Beyoğlu’nda olduğu gibi her partinin çalışmasına denk gelmek mümkün. Beşiktaş’ta hukukçular, siyasi partiler ve öğrenciler yürütüyor çalışmaları; her birinin “Hayır”ı farklı olsa da amaçları aynı. “Evet” için ise AKP çalışma yürütüyor sadece. Halk pazarına gidiyorum, gündemin nabzı en iyi orada tutulur diyerek. Pazarın girişinde HDP, CHP ve AKP’nin çalışmalarına denk geliyorum. HDP’den Yusuf Sümeli anlatıyor önce: “Yüzde seksen yüzde doksan Hayır var Beşiktaş’ta.”

Memleket bir kişiye bırakılamaz

O sırada emekli olduğunu söyleyen bir amca geçiyor yanımızdan ve HDP bildirisini alarak başlıyor konuşmaya: “Doğduğumdan beri CHP’liyim ve çocuklarımı düşündüğüm için Hayır diyecem. Bir kişiye bırakılamaz memleket.”

‘Bir ailede tek kişiye söz verilir mi?’

Biraz ilerde CHP’den Ayşe adlı bir çalışan ise, Beşiktaş’ta sıkıntı yok diyerek giriyor söze: “Evet diyen ya güçlü Türkiye ya da çocuğunun 18 yaşında vekil olacağını düşünüyor.” Bizi duyan Zehra Güler adlı bir yurttaş da, “Bir aile olarak düşün herkesin söz hakkı olmalı. Geçmediğimiz köprünün parasını ödüyorum, en başta bunun için Hayır” diyerek özetliyor gerekçesini.

AKP’liler bile bıkkın

Pazardan çıkınca iskeleye iniyorum ve Hayır Diyen Halkevci Kadınlar’ın rengarenk standını görüyorum. Gruptan Atike anlatıyor: “15 yıllık yaşananlar dahi yetiyor. AKP’ye oy verenler bile bıkkın. 15 senedir ne yaptılar da ne yapsınlar diye kızgınlar.” Beşiktaş’ta “Hayır” çoktan kazanmış bile.

Sahada ‘Evet’ yok

Özellikle Kürdistan’dan 90’lı yıllarda zorla göçertilen ailelerin yoğun yaşadığı Gaziosmanpaşa’ya gidiyorum bu kez. HDP’nin seçim büro açılışına da denk getirip çalışmaları izliyorum. Hemen hemen hepsi tekstil işçisi olan gençlerden oluşan halayla başlıyor program. Sloganlar, zılgıtlar ve zafer işaretlerindeki kararlılık Kürtlerin referandum tavrını ortaya koyuyor. Hepsi iki yıldır yaşatılanlara öfkeli. HDP GOP Eşbaşkanı Fener Günana, “Bizim çok sebebimiz var, onların ise ‘Evet’ deme gerekçeleri yok” diyor. Gazeteci olduğumu anlayan yaşlı bir amca önümü kesip anlatıyor bu kez: “30 sene çalıştım Erbakan’dan Erdoğan’a kadar. İnşallah dedi, maşallah dedi insanları kandırdı. Ama bu sefer tekrar iktidara gelirse Şeyh Said zamanından farklı olmaz.” GOP’ta AKP seçmeni fazla olsa da ilçede çalışma namına bir şey görmek imkansız. Genel itibariyle “Hayır” cephesinin çalışmaları göze çarpsa da sandık günü netleşecek yerlerden biri GOP.

Farklı mesleklerden ‘terörist’

Çalışmaların coşkulu ve yoğun geçtiği Şişli’de ise, “Hayır” önde görünüyor. Sabahın erken saatlerinde işe gidenlere bildiri dağıtımının yoğun yapıldığı ilçede Hayır Komitesi ile bir araya geliyorum. AKP kurmaylarının “Bunlar terörist” demesinin aksine “Hayır”cılar Harita Mühendisi Behzat, Piskolog Berçem, Diş Hekimi Gürseri, Ev Kadını Ayten ve üniversite öğrencisi Deste Gül… Havanın soğuk olmasına rağmen erken bir saatte bir araya gelip işlerine gitmeden ‘Hayır’ bildirileri ve gazeteleri dağıtıyorlar. Derdiniz ne diyorum, bu saate uyumak varken. “Geleceğimiz için” diyorlar gülümseyerek.

Kararsız kimse yok

Çalışmaları soruyorum, Behzat Ulucan anlatıyor: “Gazete, bildiri dağıtmak abes kaçtı önceleri. İnsanlar başka yere gidin diyor ama amacımız umutsuzluğu kırmak ve başarıyoruz da. Bazıları iyi ki varsınız diyor, sürekli bir ‘Evet’ aracı dolaşıyor çünkü diyorlar” diyor. Anket şirketlerinin aksine kararsız görmedik diyor ve ekliyor: “Anket şirketlerinin dışında kararsız diyen kimse yok. İki aydır denk gelmedim. Herkes çoktan kararını vermiş. Maddeleri okumuş ve Hayır diyor burası.”

‘Hayır kazanır olum’

Bir seçmen olarak neden Hayır dediğini soruyorum bu kez Behzat’a: “Temel haklar bile askıya alınmış durumda. Evet, çıktığında neye uyanacağımız ortada, ama hayır çıktığında da neyin hesabını soracağımız da ortada. Bizim hesabımız var soracak, katliamlar, yasaklar… Referandum oldu diye pat durdu bunlar, hepsini soracağız. Bütün bunlar için hayır.” Kalkalım diyorlar bir saatleri var işe gitmeden, Gezi’de gündüz işte gece direnişte şimdi ise sabah akşam referandum için mücadeledeyiz” diyor ve ekliyorlar “Hayır kazanacak” Onlar kalkınca bildiri dağıtımını izliyorum uzun bir süre. İlgi çok yüksek. Alıp giden de var, almadan, gülümseyip “tabii ki hayır” diyen de. Onların da söylediği, benim de dikkatimi çeken yaşadığımız kutuplaşmanın geldiği nokta. Kapalı bir kadın yaklaşıp “Vallahi ben de ‘Hayır’cıyım” diyor ve bu ilk değilmiş karşılaştıkları. Kendi aralarında konuşan iki arkadaşı dinliyorum yanımdan geçen. “Hayır kazanır olum, millet nasıl versin bir daha bunlara” diyen gencin bu sözleri aslında Şişli’nin tavrını gösterir nitelikte.

Sokakta ‘Evet’ sandıkta ‘Hayır’

İkinci bölgede CHP’de olan Sarıyer’in dışında, AKP’de olan Bayrampaşa, Esenler, Eyüp, Fatih, Sultangazi, Kağıthane, Zeytinburnu’nda ise göze çarpan “Evet”in bayrakları, bilboardları, stantları olsa da kimsenin çok ilgi gösterdiği yok. Hayır Meclisleri’nin, HDP ve ESP’nin ev, esnaf ve pazar ziyaretleri göze çarpıyor buralarda. Baskı, tutuklama ve saldırılara rağmen çalışma yürüten ‘Hayır’cılara yurttaşlar da yoğun ilgi gösteriyor. İkinci bölgede “Evet” sessiz “Hayır” ise coşkulu görünüyor. Bazı ilçeler rengini belli etmese de kararı net olan ilçelerin coşkusu ikinci bölgede güçlü bir “Hayır” için yeterli duruyor. Bir sürpriz olur mu onu da 16 Nisan’da hep beraber göreceğiz.